Gerçekten "hiç mi" etkilenmeyeceğiz dersiniz?
Dünya, oldukça ciddi bir krize doğru sürükleniyor. Özellikle Euro bölgesini kasıp kavuran bu kriz için Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet; dünyanın, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kötü krizin içinden geçmekte olduğunu ve böyle bir krize ilk kez tanıklık ettiğini söylüyor. ABD'nin kredi notunun düşürülmesinin yanı sıra başta İspanya ve İtalya olmak üzere Avrupa'daki borç sorunu, dünyanın bu iki kutuplu resesyon tehdidi ile karşı karşıya bırakırken Türkiye ne yapıyor?
İthalat ve ihracat raporlarımıza göre; ithalat hacmimiz, ihracatımızın iki katına dayanmış, cari açığımız 72.5 milyar USD'a çıkmış iken, bu küresel-finansal depremden –bırakın hasar görmeyi- küçük bir titreşim bile hissetmeyeceğimiz konuşuluyor, yazılıyor.
Şüphesiz ki kriz deneyimi çok güçlü olan ülkemizin, geçmişten aldığı tecrübelerle uygulamaya soktuğu yeni sistemler, yasalar, yönetmelikler, bu kriz dalgası karşısında ayakta kalabilmemizi sağlayacaktır ama "krizin anlam ve önemini adamakıllı idrak etmemize" engel teşkil edemeyecektir...
Krizi küçümsemek ve bu yolla "panik ortamı" yaratmamak, tek başına Türkiye'yi krizden korumaya yetmeyecektir diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra yapmamız gerekenlere odaklanmak için krizi biraz olsun ciddiye almakta fayda var.
Örneğin küresel dünyanın kullandığı transit ülkeler arasında Türkiye'nin de olması gerekirken, biz bu pazardaki payımızı Yunanistan ve Rusya gibi komşu ülkelere bırakmaktayız. Bunun engellemek ve bu pazardaki payımızı artırmak için öngörümüz, bir proje geliştirerek transit süreleri minimum seviye indirerek pazardaki konumumuzu üst seviyelere çıkarmak olacaktır kanaatindeyiz. Şu an bizim sistemimizde ise bürokrasi engelleri sebebi ile transit süreler 10 güne kadar çıkmaktadır.
Ülke ekonomimiz ile gümrük mevzuatımızın yakın ilişkisi tartışılmaz bir gerçek iken, bu zeminde yaşanan sorunların halli için adeta bir seferberlik başlatılmalı. İnsan kaynaklarının ve prosedürlerin niteliğini yükseltmek kısa vadede bile olumlu etkilerini gösterebilecektir.
Tabii ki dileğimiz krizin ülkemizi "teğet" bile geçmemesidir ama ya küçük bir açı sapmasıyla kriz, böğrümüzden geçecek bir "kiriş"e dönüşürse… |